Bizimle İletişime Geçin

Aile

Bebeğin Cinsiyetini Etkileyen Faktörler – Cinsiyet

Kadın ve Erkek Cinsiyetlerinde Üremek ve çoğalmak Dünya’ nın oluşumundan beri süregelen ve bu olgu gerçekleşmeyi durdurduğu zaman ise Dünya üzerinde yaşam kalma

Yayınlandı

&

anne-bebek-cinsiyet

Üremek ve çoğalmak Dünya’ nın oluşumundan beri süregelen ve bu olgu gerçekleşmeyi durdurduğu Cinsiyet zaman ise Dünya üzerinde yaşam kalmayacağı da kaçınılmaz bir gerçek. Hal böyleyken birleşmek, cinsel ilişki ve üreme kavramları da hayatımızın temel taşlarından olan doğal olaylar haline gelmektedir. Bir erkek ve bir kadının cinsel ilişki sonrasında kadın vücudunda yeni bir hayat başlaması, ufacık bir sperm ve yumurta hücresinden gelişip büyüyüp kocaman insanlar haline gelmek ne kadar mucize gibi görünse de gözümüzün önünde olan bir gerçek.

Tıbbi engeller veya çeşitli sağlık sorunları olmadığı sürece Dünya üzerinde ki en doğal döngü bu olsa gerek. Peki tüm şartlar ortaya çıkıp birleştiği zaman ortaya çıkan yeni bir canın cinsiyeti ne olacak? Bu nasıl belirleniyor, buna neler etki ediyor hiç merak ettiniz mi? Gelin birlikte inceleyelim.

anne-bebek-cinsiyet

Bu konuların tümü için sayısız rivayet var. Şu tarihlerde ilişkiye girip gebe kalırsanız kız, şunlarda ise erkek olur, şunları yedikten sonra ilişkiye girip hamile kalırsanız ikiz gebelik olasılığı artar, şu ayda bebeklerin doğumu daha kolay olur gibi pek çok rivayet. Ama bu rivayetlerin en çok rağbet göreni şüphesiz ki cinsiyet belirlemeye yönelik olanlar. Tıbbi olarak hiçbir dayanağı olmayan bu tür bilgilere itibar edilmemesi gerekiyor.

Çünkü doğumu bu anlamda özelleştirmek mümkün değildir. Gebelikte cinsiyet için milyonlarca seçeneğimiz yok; çift cinsiyet olarak bilinen hermafroditizm dışında, bir bebeğin ya kız olarak ya da erkek olarak dünyaya gelir. Yani kız bebek olması için belli bir takvimde ilişkiye giren çift, zaten %50 ihtimalle sonuç alacaktır.

Biyolojik Olarak Bebeğin Cinsiyeti Nasıl Belirlenir?

Cinsiyetin belirleyicisi olan faktör, ne ilişkiye girme tarihleridir ne de başka şey. Hatta ülkemizde sanıldığının aksine kadın da değildir. Cinsiyeti, erkeğin genetik yapısı belirler. Şöyle ki; kadının genetik yapısı 46XX şeklindedir ve tüm hücrelerinde X kromozomu vardır. Erkeklerin genetik yapısı ise 46XY’dir. Dolayısıyla bazı sperm hücrelerinde X kromozomu bazılarında ise Y kromozomu vardır. Y kromozomu taşıyan bir sperm yumurtayı döllerse erkek bebek, X kromozomu taşıyan sperm yumurtayı döllerse kız bebek oluyor. Dolayısıyla doğacak bebeğin cinsiyeti, galip gelen spermin X ya da Y kromozomu taşımasına bağlı. Çiftleşme günü; erkeğin spermlerini ayırma, seçme ve yumurtayı döllemeye yollama gibi bir anlam taşımadığı sürece cinsiyete etki etme olasılığı yok. İşin aslı, bebek cinsiyeti belirlenebilir bir şey değil.

Anne ve baba adayları için sağlıklı bir bebek sahibi olmak, en büyük istek olsa gerek. Bırakın cinsiyeti, çeşitli sağlık sorunları ya da kalıcı sakatlıklarla dahi doğmuş olsa evlat sahibi olmak tarifsiz bir his ve ona duyulan sevgiden, zaaftan, biçilen değerden hiçbir şey eksiltmez. Böyle kutsal bir histe cinsiyetin de yeri olmasa gerek. Bence çocuk sahibi olmaya karar vermiş anne ve baba adaylarının odaklandıkları tek şey, sağlıklı bir gebelik geçirmek ve dünyaya gelen bebeği, iyi yetiştirmek olmalı. Çok sevmek ve mutlu bir çocukluk armağan etmiş olmaktan önemlisi yok.

Okumaya devam et
Yorum yapmak için tıklayın

Cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Aile

Çocuklarda Tuvalet Eğitimi

Yayınlandı

&

Çocuklarda-tuvalet-eğitimi

Birçok anne ve babanın nasıl yapmalı, nerden başlamalı, ne zaman başlamalı diyerek endişe duyduğu bebeklerin tuvalet eğitimi konusunda, siz ebeveynler için yardımcı olabilecek bazı püf noktaları derledik.

Ebeveynler bebeğin doğduğu andan itibaren her hareketini yorumlamaya çalışır. ‘’Beni tanıdı’’, ‘’güldü’’ ve benzeri gibi daha soyut ve bizim atfettiğimiz gelişmelerin yanı sıra bazı fiziksel, davranışsal ve ruhsal değişimler bebeğin gelişimlerini gösterir. Başını dik tutabilmesi, desteksiz oturması, ilk dişini çıkartması, dışardaki yabancıları ayırt etmeye başlaması, ilk kelimeleri ve ilk adımları bir düzen içinde bebeğin gelişimini izlememizi sağlar. Çocuğunuzun tuvalet eğitimi ile bezden kurtulabilmesi hem çocuğun kendisi hem de çocuğa bakım veren kişiler için önemli bir gelişimsel aşamanın tamamlandığına işarettir.

Bebeğiniz artık yürüyebiliyor, konuşabiliyor fiziki olarak büyüme evresine girmiş bulunmakta. Bunu gözlemleyen anne ve babalar çocuğuna hemen tuvalet eğitimi vermesi gerektiğini düşünüyor. Çocuğunuzun tuvalet eğitimine fiziki olarak hazır olması onun psikolojik açıdan hazır olduğu anlamına gelmez. Çocuğunuzun kendini ifade etme becerisini kazanmış olması gerekir. Psikolojik olarak kendini iyi hissettiği zamanlar ise diş çıkarmadığı bir dönem ya da başka bir hastalık geçirmediği kendini huzurlu hissettiği bir dönem olmalıdır. Ayrıca aileye yeni bir bireyin katılması, aileden birinin vefatı ya da yer değişikliği için de tuvalet eğitimi için uygun bir zaman değildir.

‘’Hatalı bir dönemde başlanmış tuvalet eğitimi, çocuğunun tuvalet eğitimi almasının gecikmesine sebep olan faktörlerdir.’’

Çocuğumun Tuvalet Eğitimine Hazır Olduğunu Nasıl Anlarım?

Yürüyebiliyorsa, basit emir ve sorumlulukları yerine getirebiliyorsa, isteklerini kelimelerle konuşup kendini ifade edebiliyorsa, kendi kendine basit giysileri giyip çıkarabiliyorsa, genellikle bezi 3-4 saat kuru kalabiliyorsa, tuvalete çıktığı saatlerin bir rutini oluştuysa, altının ıslaklığının rahatsızlığını ifade eder hale gelmişse eğer tuvalet eğitimine başlama zamanınız gelmiş demektir.

Bazı durumlar yaşının gelmesine rağmen çocuğunuzun tuvalet eğitimini zorlaştırabilir bunlar ise şunlardır:

Henüz çocuğunuz saydığınız belirtileri göstermiyorsa, devamlı kabızlık problemi yaşıyorsa, son dönemde hayatında önemli bir değişiklik varsa (yeni bakıcı, yeni kardeş, yeni ev vb.), tuvalet eğitimi verecek olan kişinin gergin ve sinirli olması, birden fazla kişinin farklı şekillerde çocuğa tuvalet eğitimi veriyor olması

Bu saydığımız maddeler çocuğunuzun tuvalet eğitimini zorlaştırabilir.

Herhangi bir sağlık problemi olmadığı sürece tuvalet eğitimini tamamlayamamış hiç kimse yoktur. Bu yüzden burada anne babanın rolü oldukça önemlidir. Eğitimin nasıl verileceği, çıkabilecek sorunlara yoğunlaşarak, eğitimi bir endişe ve büyük bir sorun gibi algılamamak gerekir. Eğer bu şekilde algılanırsa tuvalet eğitimi her iki tarafta da zorluk oluşturacaktır. Sabır, bu dönemin anahtar kelimesidir. Her defasında sabırla karşılamak ve öfkelenmesini engelleyerek tuvalet eğitimine devam edilmesi gerekir. Eğer çocuğunuz tuvalet eğitiminde aşırı öfkeleniyor ve tuvaletini yapmada zorluk çıkartıyorsa eğitime ara verip, daha sonraki süreçlerde devam edilmesi gerekir.

Tuvalet eğitim sürecini sadece sizin kontrolünüz altında görmeniz, eğitimi başından itibaren zorlaştıracaktır. Bu sizin aşırı yük altında hissetmenize sebep olabilir. Bu süreç sizden çok çocuğunuzun kontrolünde olan bir süreçtir. Dolayısıyla siz ebeveynlerin görevi bu görevi tamamıyla sizin yüklenmeniz değil; çocuğunuza destek olmak ve ona yüreklendirici davranmaktır. Bu süreç her zaman söylendiği gibi çocuğunuzun hazır olmasıyla başlayacak olan bir süreçtir. Sizin değil.

Tuvalet eğitimine başlamadan önce çocuğunuzun lazımlığa alışması önemlidir. Her gün belirli aralıklarla tuvaleti olsun veya olmasın, lazımlığa oturtarak alıştırmalar yapmak bunu alışkanlık haline getirmeyi ve tuvalet eğitiminin daha kolay geçebilmesini sağlamaktadır.

Çocuğunuzu bu süreçte iyi gözlemlemeniz, çişini ya da kakasını yaparken nasıl davrandığını dikkatle incelemeniz gerekmektedir. Onu uygun zamanlarda tuvalete yönlendirmeniz için bu gözlemleme süreci iyi bir zaman olacaktır.

Çocuklar tuvaletlerini birkaç dakikadan fazla tutamazlar. Bu sebepten ötürü tuvaletlerinin geldiğini söyledikten ya da siz fark ettikten sonra en hızlı şekilde tuvalete götürebilmek önemlidir.

Lazımlık, çocuğunuzun rahatlıkla ulaşabileceği bir yerde olmalıdır. Çocuk lazımlığa eğitim sürecinden önce kıyafetleriyle oturtulması daha kolay alışmasına yardımcı olabilir.

Sifon sesinden korkan, tuvaletin yalnızca pis ve kötü bir yer olarak bilen çocuklar için tuvalet eğitimi zor olmaktadır. O sebeple çocuğunuzun sifonla oynamasına, arada bir tuvalete girmesine izin vermek ve fazla tepki göstermemek gerekir.

Tuvalet eğitimine dar zamanlarda başlamamak gereklidir. Süresi çocuktan çocuğa göre değişebileceği için bu eğitimin tamamlanması zaman alabilir.

Kız çocuklarının anneyi rol model alması, erkek çocuklarının da babayı rol model olarak alması bu süreci kolaylaştırır.

Çocuğun daha rahat hareket edebilmesi ve lazımlığa oturabilmesini kolaylaştırmak için mümkün olduğunca kendisinin çıkarabileceği türden rahat ve esnek kıyafetler tercih etmeniz önerilir.

Tuvalet eğitimi verilmeye başlandığı zamanlarda bez kullanımının bırakılması gerekir. Bez kullanımına devam etmek eğitim süresini uzatır. Genellikle anneler üşüyeceğini düşünerek, kış aylarında bezi çıkartmakta endişe duyabilirler. Ama çocuğun doğduğu zamana göre yaz aylarının gelmesini beklemek eğitimde gecikmeler yaşatabilir. Her çocuk tuvalet eğitimi sürecinde mutlaka altına kaçıracaktır. Bu dönemde başınıza ara ara gelebilir. Bunu ayıplamamanız, çocuğunuza kızmamanız ve cezalandırmamanız gerekir.

Çocuklarda-tuvalet-eğitimi

Çocuğunuza sık sık tuvaletinin olup olmadığını sormak yerine, belirli aralıklarla tuvalete birlikte giderek kontrol etmek daha uygun yöntemlerden biridir. Kakası için, her yemek öğününden sonra tuvalete oturtmak eğitimi kolaylaştırır. Ancak oturma süreleri uzun olursa çocuğunuzda inatlaşma artar ve eğitimi geciktirmiş olursunuz.

Tuvalet eğitiminde en büyük ödül ‘’aferin’’ dir. Tuvalete artık bezine yapmıyor olmasını büyük ödüllerle, aşırı tepkilerle karşılamak zaman zaman altına kaçırdığında kızmak çok yanlış davranışlardır. Alkışlamak, önemsemek, çok büyük ödüller vadetmek, tuvalet zamanını adeta bir tören haline getirmek eğitime ve sonraki süreçlere zarar verir.

Çocuk lazımlığa ya da tuvalete oturduğu zaman onun yanında kalıp, oyalanmasını sağlayabilirsiniz. Onu tek başına bırakıp gitmemeniz gerekir. Tek başına bırakıp gitmeniz oturma sürecini kısaltacağı için eğitim sürecini de uzatmış olursunuz.

Çocuğunuza ‘’aferin’’ demek için tüm görevleri yerine getirmesine gerek yoktur. Örneğin tuvalete yetişememiş bile olsa, tuvalete gidebilmiş ve pantolonunu çıkartabilmiş olması da övülmelidir.

Çocuk tuvaletini yaptığı zaman onu çişinden ya da kakasından tiksindirecek, yaptığı şeyden utanmasına yol açacak cümleler kurmamanız gerekir. ‘’Ay ne pis koktu’’ ve benzeri cümleler çocuğun utanmasına ve evinizin lazımlık dışında saklanarak, köşelerde yapmasına olanak sağlarsınız. Bunu yapmak da tuvalet eğitimini geciktiricidir.

Çocuğunuzun tuvalet eğitimini kısa sürede tamamlayabilmesi ya da tamamlayamaması, hiçbir zaman çocuğunuzun genel başarısı ya da başarısızlığı olarak değerlendirmemeniz gerekir. Tuvalet eğitimi çocuğunuzun gelişiminin doğal bir sürecidir.

Okumaya devam et

Aile

0 – 3 Yaş Arası Bebeklerde iletişim

Yayınlandı

&

anne-bebek-iletisim

Bebek ve anne arasında ki iletişim aslında hamilelikten itibaren başlar. Sesli olmasa bile içgüdüsel olarak veya psikolojik olarak anne – bebek arası iletişim kurulabilmektedir. Bebekler daha anne karnındayken dinlenilen müzikleri, dış sesleri ve ifadeleri duyabilir hatta kısmen anlamlar yükleyebilirler. Bugün biliyoruz ki konuşma ve dinleme aktivitelerine ne kadar erken başlanırsa bebeğiniz ve sizin aranızdaki bağ o kadar güçlü oluyor.

anne-bebek-iletişim

Bebeğiniz doğduğunda henüz konuşamaz ancak iletişim kurabilir.

Hislerini ifade etmek ve sizinle etkileşime geçmek için bakışlarını, duruşunu, yüz ifadelerini ve ağlamalarını kullanır. Bu aşamada potansiyelinin sınırı yoktur. Bebeğiniz insan dilini öğrenmeye doğuştan koşullandırılmıştır ve dünyadaki herhangi bir dili konuşmayı ve insanların çıkardığı tüm sesleri telaffuz etmeyi öğrenme becerisine sahiptir. Daha inanılmaz olan ise bebeğinizin farklı dilleri, dillerin melodilerine göre ayırt edebilmesidir.

Zamanla dil öğrenme becerisi belirli bir dile yoğunlaşır ve bebeğiniz ana dilini öğrenmeye daha çok odaklanır. İlk bakışlardan, söylediği ilk cümlelere kadar bebeğinizle etkileşime geçme biçiminiz, dil becerilerini geliştirmesi için hayati öneme sahiptir. Çıkardığı seslere anlam yükleyecek olan ve sizin tepki verdiğinizi veya isteklerine cevap verdiğinizi görme keyfini yaşamak için bu sesleri tekrarlamak istemesini sağlayacak olan anne ve babalardır. Bunu geliştirmek için de bebeğinizle doğduğu andan beri iletişim kurmaya çalışmalı ve hatta onunla birlikte “agulamanız” çok önemlidir. Bebeğinize yalnızca bu önerileri uygulasanız bile onun iletişim kurmasına büyük yardımda bulunmuş olacaksınız.

Bebekler için konuşmayı öğrenmenin standart bir dönemi yoktur

Her bebek farklı yaşlarda ve dönemlerde konuşmaya başlayabilir. Bazı bebekler 12. Aydan itibaren bazı kelimeleri telaffuz etmeye başlarken bazıları ise 2 yaşında bile birkaç kelime ancak konuşabilir. Standart olan tek şey bebeğiniz yaklaşık 4 aylık iken “a”, “e” gibi sesleri çıkarmaya başlamasıdır.

  • 4- 9 Ay Dönemi: Bebeğiniz yaklaşık 9. ayına girerken sonu “a” ile biten kelimeleri söylemekten keyif alır hale gelecektir. “Baba, dadada, nana” gibi.
  • 9 – 12 Ay Dönemi: Bebeğiniz yaklaşık 10 aylık iken art arda gelen heceleri söylemeye başlar. Konuştuğu kelimeler yavaş yavaş daha anlaşılır bir hale gelir. İlk kelimeleri genellikle yaklaşık 1 yaşındayken duyulur. İlk kelimeleri “baba” veya “anne” değilse hayal kırıklığına uğramayın. Bebeğiniz önce istediği ama ulaşamadığı şeyi belirtmeye ihtiyaç duyar.
  • 12 – 24 Ay Dönemi: Bu dönemde bebeğiniz etrafında gördüğü her nesnenin adını öğrenmek istemektedir, tam olarak cümle kuramasa bile oldukça sık sorular sorar ve öğrenmeye çok açıktır. Bebeğiniz ile konuşmaya sormaya çalıştığı şeylere ilgi ile cevap vermeye dikkat edin bu onun gelişimi içim çok önemli. Bir buçuk-iki yaş arasında çocuğunuzun kelime dağarcığı katlanarak genişler. 24. ayda 300 kelimeye ulaşan bir kelime dağarcığı vardır. Çocuğunuz konuşmayı çok sever ve bazen onu susturmak zor olabilir!
  • 24 – 36 Ay Dönemi: Telaffuzu hâlâ mükemmel olmasa da dilin temellerini öğrenmiştir. Çocuğunuz karmaşık cümleler kurabilir, fiilleri çekebilir ve şimdiki zaman, geçmiş zaman ve gelecek zamanı doğru şekilde kullanabilir. Yetişkinlerden duyduğu şekilde tekrarladığı, kulağa tam bir yetişkinin ağzından çıkmış gibi gelen ifadelerle sizi şaşırtabilir! Ayrıca sürekli “neden” diye sorduğu yaştadır.

Okumaya devam et

Aile

Çocuklarda Bez Bırakma Süreci

Yayınlandı

&

bebek-bez

Her çocuğun kendine ait bir gelişim çizgisi var. Bebeğin bez’den kurtulması da çocuğun gelişim sürecine bağlı olarak değişiyor. Anne ve babalar olarak size düşen en büyük görev ise; bu dönemde ona karşı anlayışlı ve sabırlı davranmak. Acele davranmadığınız takdirde onu bezden kurtarmanız oldukça kolay. Bebeğinizi bez kullanma alışkanlığından kurtarmak için izlemeniz gereken adımlar şu şekilde;

bebek-bez

Etraftaki Baskılar

Anne baba, şu soruyla sık olarak karşılaşıyor: “Çocuğunuzun altını hala bağlıyor musunuz?”. Çoğu zaman babaanneler, teyzeler ya da arkadaşlar, “Benim çocuğum daha 1 yaşındayken tuvaletini tek başına yapabiliyordu”, diyerek genç annelere fark etmeden baskı yapar. Oysa ki bu baskılardan etkilenen annenin, çocuğa yapacağı zorlamalar olumsuz sonuçlar doğuruyor. Zamanından önce tuvalet eğitimine başlayan çocuk bu alışkanlığı daha zor kazanıyor.

Bez ‘den kurtulmak için Doğru Zamanı Bekleyin

Tuvalet eğitiminin ne zaman başlanacağına dair bir kural yok. Doğru zamanlama, çocuğun hem fiziksel hem de psikolojik olarak hazır olmasına bağlı. 12. aya kadar hiçbir çocuk mesane ve bağırsaklarını istemli olarak kontrol edemez. 12- 18. aylarda ise çok azı kontrol edebilir. Birçok çocuk 18- 24. aylarda tuvalet eğitimi için hazır olabilir. Bazı çocuklar ise 30. aya kadar eğitilemez. Araştırmalar, annesi tarafından sıklıkla ve zorla oturağa oturtulan, gece tuvaletini yapması için uyandırılan çocukların ortalama 28 aylıkken bezi bıraktıklarını gösteriyor.

Sabırlı Olun

Çocuğun oturağı kullanabilmesi, bağırsaklarını istemli kullandığı anlamına gelmiyor. Zaten çocuk belli bir yaşa gelmeden oturak ve bez ayrımı yapamıyor. Unutmayın ki, çocukların, bezden kurtulabilmek için ilgi, sevgi, sabır ve anlayışa ihtiyaçları var.

Doğru Tercih

Bazı çocuklar tuvalet eğitimine oturakla başlamayı tercih ediyor. Oturağın avantajlarından biri, çocuğun rahatça oturabileceği bir yükseklikte olması ve dolayısıyla düşme tehlikesi taşımaması. Bazı çocuklar da tıpkı yetişkinler gibi tuvaleti kullanmayı tercih edebilir. Bu durumda klozet üzerine yerleştirilen küçük plastik kapakları kullanabilirsiniz.

Doğru Kıyafet Seçimi

Çocuğun kendi kendine tuvalete gidebilmesi için giysilerinin kolay çıkarılabilir olması gerekiyor. Bahçıvan pantolonlar, çok düğmeli giysiler ve külotlu çoraplar onun tek başına soyunmasını güçleştireceğinden, altına kaçırmasına neden oluyor.

Zamanlama: Çocuğun tuvaletini yapabilmesi için belli saatler ayarlayın. Örneğin, evden ayrılmadan ya da öğle uykusundan önce tuvaletini yapması konusunda onu alıştırın. Kısa bir süre sonra çocuğunuz hatırlatmanıza gerek kalmadan tuvalet alışkanlığını kazanacak. Ayrıca tuvaletini yapacağı ortamın sessiz olmasına özen gösterin.

Dr. Zermine Büyükkeçeci, anne-babaların bez bırakma dönemindeki en büyük hatalarının erken ısrarcılık olduğunu söylüyor. Eğer çocuğunuz tuvalet eğitimine hazır değilse ve siz onu ısrarla ve ağlamasına rağmen tuvalete oturtmaya zorlarsanız, çocuğunuz korkup çişini 24 saate, kakasını ise 10-15 güne varana dek tutabilir. Bunun sonucu tabii ki lağman, fitil, acil gibi can sıkıcı süreçler… Üstüne çocuğunuzun yaşayacağı psikolojik ve fizyolojik rahatsızlıkları da eklerseniz, Hoş geldin kabus demek zorunda kalabilirsiniz!

Okumaya devam et

Trendler